Bir olayın iş kazası olduğunun kabul edilmesi, sosyal güvenlik hakları ile işverene yöneltilebilecek bazı talepler bakımından temel bir başlangıç noktasıdır. Olay Kurum kayıtlarında iş kazası olarak değerlendirilmemişse veya taraflar bu konuda uyuşmuyorsa, olayın niteliğinin doğru biçimde belirlenmesi gerekir. Tespit sürecinde sigortalılık, olayın gerçekleşme koşulları, bedensel veya ruhsal zarar ve iş ile bağlantı birlikte incelenir.
İş kazası kavramının yasal dayanağı nedir?
5510 sayılı Kanunun 13 üncü maddesi, hangi hâllerde meydana gelen olayların iş kazası sayılacağını düzenler. Sigortalının işyerinde bulunduğu sırada gerçekleşen olaylar yanında işveren tarafından yürütülen iş nedeniyle meydana gelen olaylar, görevle başka yere gönderilme ve Kanunda ayrıca sayılan bazı durumlar da kapsama girebilir. Her olay kendi bağlantı noktalarıyla değerlendirilmelidir.
Kurumun yaptığı değerlendirme neden önemlidir?
İş kazası bildirimi üzerine Kurum olayın niteliğini inceleyebilir ve gerektiğinde denetim veya kontrol süreci yürütebilir. Kurum kayıtlarında olayın iş kazası olarak bulunması sağlık yardımları, geçici iş göremezlik veya sürekli iş göremezlik gibi sosyal sigorta sonuçlarını etkileyebilir. Bildirimin bulunması ise tek başına olayın bütün hukuki sonuçlarının kesinleştiği anlamına gelmez.
Hangi durumda tespit uyuşmazlığı doğar?
Olay hiç bildirilmemiş olabilir, bildirildiği hâlde Kurum tarafından iş kazası kabul edilmemiş olabilir veya olayın işyerinde ve işin yürütümüyle bağlantılı gerçekleşip gerçekleşmediği konusunda uyuşmazlık bulunabilir. Bu durumda olayın maddi koşullarının ve sosyal güvenlik hukuku kapsamındaki niteliğinin açıklığa kavuşturulması gerekebilir. SGK bildirimi süreci bu değerlendirmede ilk kayıt kaynaklarından biridir.
Sigortalılık neden ayrı incelenmelidir?
İş kazası sigortası bakımından kişinin olay tarihinde hangi sigortalılık statüsünde bulunduğu önemlidir. Çalışmanın Kuruma eksik veya hiç bildirilmemiş olması, fiili çalışma iddiasını kendiliğinden ortadan kaldırmaz; ancak sigortalılık ve çalışma ilişkisinin delillerle ortaya konulması gerekebilir. Gerekli hâllerde hizmet ilişkisine ilişkin uyuşmazlık ile iş kazasının niteliği birbirinden ayrılarak değerlendirilmelidir.
Olay ile zarar arasındaki bağ nasıl araştırılır?
İş kazası değerlendirmesinde yalnız işyerinde bir olay yaşandığının gösterilmesi yeterli olmayabilir. Olayın sigortalıyı bedenen veya ruhen etkileyen bir sonuç doğurması gerekir. Acil servis kayıtları, hastane belgeleri, istirahat raporları, olay yeri kayıtları ve tanık anlatımları olay ile zarar arasındaki zaman ve neden bağlantısını ortaya koymada önem taşır.
İşverenin bildirimi belirleyici midir?
İşverenin olay için iş kazası bildirimi yapmış olması önemli bir delildir; ancak uyuşmazlığın bütün yönlerini tek başına belirlemez. Aynı şekilde işverenin bildirim yapmamış olması da olayın iş kazası olmadığı sonucunu kendiliğinden doğurmaz. Fiili olayın 5510 sayılı Kanundaki unsurları taşıyıp taşımadığı esas alınır.
Hangi belgeler özellikle korunmalıdır?
İş kazası bildirgesi, kolluk kayıtları, sağlık belgeleri, vardiya ve puantaj kayıtları, işyeri giriş çıkış kayıtları, kamera görüntüleri, görev belgeleri, iş ekipmanı kayıtları, olay tutanakları ve tanık bilgileri mümkün olduğunca erken toplanmalıdır. Dijital kayıtların belirli süre sonra silinebileceği dikkate alınarak delillerin korunması geciktirilmemelidir.
İş kazası tespiti ile kusur tespiti aynı şey midir?
Hayır. Bir olayın iş kazası sayılması ile olayın meydana gelmesinde hangi tarafın hangi oranda kusurlu olduğunun belirlenmesi farklı incelemelerdir. İş kazası niteliği sosyal güvenlik hukukundaki koşullara göre belirlenirken kusur değerlendirmesinde alınması gereken iş sağlığı ve güvenliği önlemleri ve olayın oluş biçimi incelenir. Ayrıntılar iş kazasında kusur sayfasında ele alınmaktadır.
Tespit ile tazminat davası aynı dava mıdır?
Tespit uyuşmazlığının konusu olayın iş kazası niteliği iken maddi veya manevi tazminat davasında zarar, sorumluluk, kusur ve illiyet gibi ek unsurlar incelenir. Tespit süreci tamamlanmadan veya olayın niteliği açıklığa kavuşmadan tazminat dosyasında bekletici mesele tartışması gündeme gelebilir. Her dosyanın taraf yapısı ve talep sonucu ayrıca değerlendirilmelidir.
Görevli mahkeme bakımından hangi hüküm önemlidir?
7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanununun 5 inci maddesi iş mahkemelerinin görev alanını düzenler. Sosyal güvenlik mevzuatından kaynaklanan ve Kanunda başka yargı yoluna bırakılmayan birçok uyuşmazlık iş mahkemesinde görülür. Somut davanın tarafları ve talebin niteliği esas alınarak görev değerlendirmesi yapılmalıdır. Görev ve yetki ayrıca incelenmelidir.
Zorunlu arabuluculuk uygulanır mı?
7036 sayılı Kanunun 3 üncü maddesi iş kazası veya meslek hastalığından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat ile bunlarla ilgili tespit, itiraz ve rücu davalarını dava şartı arabuluculuk kapsamının dışında bırakır. Aynı dosyada ücret veya başka işçilik alacakları bulunuyorsa bu talepler yönünden dava şartları ayrıca sınıflandırılmalıdır.
Kronoloji nasıl oluşturulmalıdır?
Olay tarihi ve saati, çalışma başlangıcı, görev yeri, kazanın gerçekleştiği nokta, ilk sağlık başvurusu, işveren ve Kurum bildirimleri, varsa Kurum incelemesi ve karar tarihi tek kronolojide gösterilmelidir. Böylece olayın iş ile bağlantısı ve sonraki kayıtların birbirleriyle uyumu daha sağlıklı denetlenebilir.
Sonuç
İş kazası tespitinde esas mesele yalnız bir bildirim formunun bulunup bulunmadığı değildir. Sigortalılık, olayın 5510 sayılı Kanundaki hâllerden birine girmesi, zarar ile olay arasındaki bağlantı ve mevcut resmi kayıtlar birlikte değerlendirilir. Tespit, kusur ve tazminat kavramlarının birbirinden ayrılması dosyanın doğru hukuki zeminde ilerlemesini sağlar.