İş kazasından doğan uyuşmazlıklarda görev ve yetki, davanın hangi mahkeme türünde ve hangi yerde görüleceğini belirleyen iki ayrı usul meselesidir. 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu iş mahkemelerinin görev alanını ve iş kazası tazminat davaları için özel yetki seçeneklerini düzenler. Davanın maddi tazminat, tespit, Kurum işlemi veya üçüncü kişi sorumluluğu içermesi değerlendirmeyi etkileyebilir.
Görev ile yetki arasındaki fark nedir?
Görev, uyuşmazlığa hangi tür mahkemenin bakacağını; yetki ise o mahkeme türü içinde hangi yer mahkemesinin davayı göreceğini belirler. İş kazası dosyasında “iş mahkemesi mi başka bir mahkeme mi?” sorusu görev, “hangi il veya adliyedeki iş mahkemesi?” sorusu ise yetki konusudur. Bu iki kavram birbirinin yerine kullanılmamalıdır.
İş mahkemelerinin görev alanı nasıl belirlenir?
7036 sayılı Kanunun 5 inci maddesi, işçiler ile işveren veya işveren vekilleri arasında iş ilişkisi nedeniyle sözleşmeden veya kanundan doğan hukuk uyuşmazlıklarını ve kanunda belirtilen sosyal güvenlik uyuşmazlıklarını iş mahkemelerinin görev alanında düzenler. İş kazasından kaynaklanan işveren sorumluluğu bu çerçevede çoğunlukla iş mahkemesinde görülür.
İş mahkemesi bulunmayan yerde ne olur?
İş mahkemesi kurulmamış yerlerde, iş mahkemesinin görev alanına giren dava ve işlere o yerdeki asliye hukuk mahkemesi iş mahkemesi sıfatıyla bakar. Bu nedenle adliyede ayrı bir “iş mahkemesi” tabelasının bulunmaması uyuşmazlığın görev niteliğini değiştirmez. Mahkemenin hangi sıfatla davaya baktığı önemlidir.
Genel yetki kuralı nedir?
7036 sayılı Kanunun 6 ncı maddesine göre iş mahkemelerinde açılacak davalarda davalı gerçek veya tüzel kişinin davanın açıldığı tarihteki yerleşim yeri mahkemesi ile işin veya işlemin yapıldığı yer mahkemesi yetkilidir. Davalı birden fazla ise kanundaki koşullar çerçevesinde bunlardan birinin yerleşim yeri mahkemesi de gündeme gelebilir.
İş kazası tazminat davalarında özel yetki nedir?
Kanun iş kazasından doğan tazminat davaları için ek seçimlik yetki yerleri öngörür. İş kazasının meydana geldiği yer, zararın meydana geldiği yer ve zarar gören işçinin yerleşim yeri mahkemesi de yetkili olabilir. Böylece zarar gören işçi yalnız işveren merkezinin bulunduğu yerde dava açmak zorunda bırakılmaz.
Yetki sözleşmesiyle bu kurallar değiştirilebilir mi?
7036 sayılı Kanunun 6 ncı maddesi, bu madde hükümlerine aykırı yetki sözleşmelerinin geçersiz olduğunu düzenler. Bu nedenle iş sözleşmesine önceden yazılmış bir mahkeme kaydı, iş mahkemeleri bakımından kanunun koruyucu yetki sistemini ortadan kaldırmaz. Somut yetki incelemesi doğrudan kanuni bağlantı noktaları üzerinden yapılmalıdır.
İş kazası tespit davası ile tazminat davası aynı mıdır?
Değildir. Bir olayın sosyal güvenlik hukuku bakımından iş kazası olduğunun tespiti ile işverenden maddi veya manevi tazminat istenmesi farklı taleplerdir. Taraf yapısı, Kurumun davadaki konumu ve usul gereklilikleri değişebilir. İş kazası tespit davası gerektiğinde tazminat sürecinden ayrı değerlendirilmelidir.
SGK’nın taraf olduğu uyuşmazlıklarda görev nasıl değerlendirilir?
7036 sayılı Kanunun 5 inci maddesi, kanundaki istisnalar dışında Sosyal Güvenlik Kurumunun taraf olduğu ve sosyal güvenlik mevzuatından kaynaklanan birçok uyuşmazlığı iş mahkemelerinin görev alanına alır. Bununla birlikte idari para cezaları gibi kanunda ayrıca istisna edilen konular vardır. Talebin niteliği dava başında açıkça belirlenmelidir.
Üçüncü kişinin bulunduğu iş kazasında görev değişebilir mi?
İş kazasına işveren dışındaki bir araç işleteni, alt işveren, başka bir işveren veya üçüncü kişi katkıda bulunmuş olabilir. Birden fazla hukuki sorumluluk ilişkisinin aynı olayda bulunması görev ve yetki incelemesini daha karmaşık hâle getirebilir. Tarafların sıfatı, talebin dayanağı ve özel kanun hükümleri her davalı yönünden ayrı değerlendirilmelidir.
Asıl işveren ve alt işveren ilişkisi neden önemlidir?
Kazanın alt işveren işçisi tarafından geçirilmesi hâlinde asıl işveren-alt işveren ilişkisinin gerçekten kurulup kurulmadığı ve tarafların sorumluluk sıfatları incelenir. Bu nitelendirme hem husumet hem de esas sorumluluk bakımından önemlidir. Asıl işveren ve alt işveren ilişkisi yalnız sözleşme başlığına bakılarak belirlenmemelidir.
Zorunlu arabuluculuk görev ve yetki incelemesinden önce gelir mi?
7036 sayılı Kanunun 3 üncü maddesi, iş kazası veya meslek hastalığından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat ile bunlarla ilgili tespit, itiraz ve rücu davalarını zorunlu arabuluculuk kapsamının dışında bırakır. Bu nedenle klasik işçilik alacaklarında uygulanan dava şartı ile iş kazası tazminat davası birbirine karıştırılmamalıdır.
Yetki itirazı neden zamanında değerlendirilmelidir?
Görev kamu düzenine ilişkin özellik gösterirken yetki itirazının ileri sürülme biçimi ve zamanı usul kurallarına tabidir. Dava açılmadan önce tarafların yerleşim yerleri, işin yapıldığı yer, kaza ve zarar yeri ile zarar görenin yerleşim yeri belgeler üzerinden belirlenmelidir. Yanlış yer seçimi yargılamanın uzamasına neden olabilir.
Tazminat türü görev ve yetkiyi etkiler mi?
İş kazasına bağlı maddi tazminat ve manevi tazminat talepleri iş kazası sorumluluğu kapsamında değerlendirilirken, aynı olaydan doğan sigorta, trafik veya üçüncü kişi talepleri farklı özel hükümler içerebilir. Dava dilekçesinde her talebin kime karşı ve hangi hukuki ilişkiye dayanılarak ileri sürüldüğü açıkça ayrılmalıdır.
Sonuç
İş kazasında görev ve yetki incelemesi, yalnız işverenin adresini bulmaktan ibaret değildir. Mahkeme türü, davalıların sıfatı, işin yapıldığı yer, kaza ve zarar yeri, zarar görenin yerleşim yeri ve talebin hukuki dayanağı birlikte değerlendirilmelidir. Özellikle tespit davası, tazminat davası ve üçüncü kişi sorumluluğu bulunan dosyalarda bu ayrım başlangıçta kurulmalıdır.