Meslek hastalığına bağlı tazminat ve sosyal güvenlik uyuşmazlıklarında “zamanaşımı” tek bir tarihten başlayan tek bir süre olarak ele alınmamalıdır. Hastalığın ne zaman ortaya çıktığı, meslekle bağının ne zaman tespit edildiği, zararın ne zaman öğrenilebilir hâle geldiği, bedensel zararda gelişen bir durum bulunup bulunmadığı ve talebin işverene mi, üçüncü kişiye mi yoksa Sosyal Güvenlik Kurumuna ilişkin mi olduğu ayrı ayrı incelenir.
Meslek hastalığında hangi süre öncelikle önem taşır?
İşverenin iş sağlığı ve güvenliği yükümlülüklerine aykırılığından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat taleplerinde Yargıtay uygulaması işverenin sorumluluğunu hizmet sözleşmesine aykırılık temelinde değerlendirir. Bu nedenle genel çerçevede 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 146 ncı maddesindeki on yıllık zamanaşımı gündeme gelir. Ancak yalnız süreyi bilmek yeterli değildir; başlangıç tarihi somut olayın özelliklerine göre belirlenir.
Başlangıç tarihi neden her dosyada aynı değildir?
Meslek hastalığı çoğu zaman ani bir olay gibi tek günde gerçekleşmez. Maruziyet yıllara yayılabilir, hastalık işten ayrıldıktan sonra belirti verebilir veya meslekte kazanma gücü kaybının kapsamı zaman içinde değişebilir. Bu nedenle hastalığın ilk tıbbi bulgusunun tarihi, Kurum Sağlık Kurulu değerlendirmesi, meslek hastalığı tespit tarihi ve zararın dava açmaya elverişli biçimde öğrenildiği tarih birlikte incelenir.
Gelişen bedensel zarar neyi değiştirir?
Bedensel zararın zaman içinde gerçekten geliştiği durumlarda başlangıç tarihi ayrıca değerlendirilir. Sonradan düzenlenen her rapor otomatik olarak yeni bir süre başlatmaz. Önemli olan yeni raporun yalnız önceki bulguyu farklı değerlendirmesi mi, yoksa hastalıkta objektif bir gelişme ve değişme mi gösterdiğidir. Bu ayrım özellikle sürekli iş göremezlik oranının yıllar içinde değiştiği dosyalarda önemlidir.
SGK’daki “yükümlülük süresi” zamanaşımı mıdır?
Hayır. 5510 sayılı Kanunun 14 üncü maddesinde, meslek hastalığının işten ayrıldıktan sonra ortaya çıkması hâlinde sigortalının sosyal sigorta haklarından yararlanmasına ilişkin ayrı bir “yükümlülük süresi” sistemi vardır. Bu kavram, işverene karşı açılan tazminat davasındaki zamanaşımıyla aynı değildir. Dosyada bu iki kurum birbirine karıştırılmamalıdır.
Meslek hastalığının tespiti neden merkezi önemdedir?
5510 sayılı Kanun uyarınca hastalığın meslek hastalığı niteliğinin Kurum Sağlık Kurulu tarafından mevzuattaki usule göre tespiti önem taşır. Sağlık kurulu raporları, dayanak tıbbi belgeler ve gerektiğinde çalışma koşullarına ilişkin incelemeler bu sürecin parçalarıdır. Bu nedenle zamanaşımı değerlendirmesi yapılırken meslek hastalığının tespiti süreci de kronolojik olarak dosyaya yerleştirilmelidir.
Tazminat davası ile sosyal güvenlik hakları aynı mıdır?
Değildir. İşverene yöneltilen maddi ve manevi tazminat talepleri ile Kurumdan istenen gelir veya ödenekler farklı hukuki ilişkilere dayanabilir. Bu nedenle bir başvurunun süresinde yapılmış olması diğer bütün taleplerin de süresinde olduğu anlamına gelmez. Meslek hastalığında tazminat hesabı ile sosyal güvenlik süreci ayrı başlıklarla incelenmelidir.
Islah ve ek dava bakımından neden ayrıca dikkat gerekir?
Dava başlangıçta düşük bir miktarla açılmış, daha sonra bilirkişi hesabı üzerine talep artırılmış olabilir. Zamanaşımı def’i yalnız ilk dava tarihi yönünden değil, artırılan kısım veya ayrı açılan ek dava bakımından da sonuç doğurabilir. Bu nedenle dava tarihi, talep artırım tarihi, varsa ek dava tarihi ve karşı tarafın zamanaşımı savunmasının zamanı birlikte kontrol edilmelidir.
Üçüncü kişinin sorumluluğunda süre değişebilir mi?
Evet. İşverenin sözleşmeye aykırılığa dayanan sorumluluğu ile üçüncü kişinin haksız fiil sorumluluğu aynı zamanaşımı rejimine tabi olmayabilir. Trafik kazası, ürün sorumluluğu veya başka bir üçüncü kişinin eylemi de meslek hastalığı zararına katkıda bulunuyorsa özel kanunlar ve Türk Borçlar Kanununun haksız fiile ilişkin hükümleri ayrıca değerlendirilir. Bu nedenle “her meslek hastalığında süre aynıdır” yaklaşımı doğru değildir.
Arabuluculuk dava şartı mıdır?
7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanununun 3 üncü maddesi, iş kazası veya meslek hastalığından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat ile bunlarla ilgili tespit, itiraz ve rücu davalarını zorunlu arabuluculuk kuralının dışında bırakır. Bununla birlikte dosyada başka işçilik alacakları da bulunuyorsa bu taleplerin her biri kendi dava şartı bakımından ayrıca sınıflandırılmalıdır.
İşveren sorumluluğu değerlendirmesi süre hesabını nasıl etkiler?
Zamanaşımı incelemesi yalnız takvim hesabı değildir. Talebin hangi sorumluluk nedenine dayandığı açıklaştırılmalıdır. İşverenin gözetme borcu, alınan iş sağlığı ve güvenliği önlemleri, maruziyetin süresi ve illiyet bağı değerlendirilirken işveren sorumluluğu başlığı da talebin hukuki niteliğini belirlemeye yardımcı olur.
Dosyada hangi tarihler kronolojiye alınmalıdır?
İşe giriş ve işten ayrılış tarihleri, riskli işte çalışma dönemleri, ilk şikâyet ve muayene tarihleri, meslek hastalığı tanısına esas raporlar, Kurum Sağlık Kurulu kararı, sürekli iş göremezlik oranının tespit tarihleri, dava ve talep artırım tarihleri tek tabloda gösterilmelidir. Böyle bir kronoloji, sürenin hangi olguya göre tartışıldığını görünür hâle getirir.
Kesilme ve durma nedenleri neden ayrıca incelenmelidir?
Zamanaşımı yalnız başlangıç ve bitiş tarihinden ibaret değildir. Dava açılması, usulüne uygun talep ve kanunda öngörülen diğer kesilme veya durma sebepleri somut dosyanın kronolojisinde ayrıca araştırılmalıdır. Bir işlemin başka bir talep yönünden de süreyi etkilediği varsayılmamalı; hangi borçluya karşı, hangi alacak için ve hangi tarihte yapıldığı açıkça gösterilmelidir.
Sonuç
Meslek hastalığında zamanaşımı değerlendirmesi, yalnız “kaç yıl geçti?” sorusuna indirgenemez. Talebin hukuki dayanağı, hastalığın tespit biçimi, zararın gelişip gelişmediği, Kurum süreci ve dava içindeki talep artırımları birlikte ele alınmalıdır. Özellikle eski tarihli maruziyetlerde ve farklı sağlık raporlarının bulunduğu dosyalarda başlangıç tarihinin gerekçeli biçimde belirlenmesi gerekir.