İş sözleşmesinin sona ermesi, iş hukukundaki birçok hakkın başlangıç noktasıdır. Ancak “işten çıkarma”, “istifa”, “haklı fesih” veya “haksız fesih” gibi ifadeler tek başına hukuki sonucu belirlemez. Öncelikle sözleşmenin kim tarafından, hangi tarihte, hangi irade açıklamasıyla ve hangi gerekçeyle sona erdirildiği belirlenmelidir.

Bildirimli fesih ile derhal fesih farklıdır

Belirsiz süreli iş sözleşmelerinde 4857 sayılı İş Kanununun 17. maddesi bildirim sürelerini düzenler. İşçi veya işveren, kanundaki koşullara göre bildirim süresine uyarak sözleşmeyi sona erdirebilir. Buna karşılık İş Kanununun 24 ve 25. maddelerinde düzenlenen haklı nedenler, koşulları oluştuğunda bildirim süresini beklemeksizin derhal fesih imkânı verebilir.

İşveren feshi

İş güvencesi kapsamındaki çalışan yönünden ayrıca feshin geçerli bir nedene dayanıp dayanmadığı ve İş Kanununun 18-21. maddelerindeki güvenceler değerlendirilir. İşçinin davranışı veya verimiyle ilgili bazı fesihlerde savunma alınması ve fesih nedeninin yazılı, açık ve belirli biçimde ortaya konulması önem taşır.

İşçi feshi

İşçinin çalışma ilişkisini sona erdirmesi her zaman hukuki anlamda sıradan istifa değildir. Ücretin ödenmemesi veya kanundaki diğer haklı nedenlerden biri mevcutsa fesih İş Kanununun 24. maddesi kapsamında ayrıca değerlendirilebilir.

Fesihte hangi kayıtlar incelenir?

  • Fesih veya istifa belgesi,
  • İhtar ve savunmalar,
  • Ücret bordroları ve banka kayıtları,
  • SGK işten ayrılış kaydı,
  • Elektronik yazışmalar ve işyeri kayıtları,
  • Feshe dayanak gösterilen olaylara ilişkin belgeler.
Önemli: Fesih türü; kıdem, ihbar, işe iade ve diğer işçilik alacaklarının değerlendirilmesini doğrudan etkiler. Bu nedenle önce sona erme şekli belirlenmelidir.